Türkiye’de seçmen davranışına ilişkin iki ayrı araştırma, ekonomik tabloya yönelik yaygın karamsarlığa rağmen siyasi tercihlerde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Can Selçuki yönetimindeki İstanbul Ekonomi Araştırma ile Tamer Bolat başkanlığındaki GÜNDEMAR’ın verileri, seçmenin “güven” arayışı etrafında yeniden konumlandığını ortaya koyuyor.
Nefes yazarı Aytunç Erkin, Can Selçuki’nin yönettiği İstanbul Ekonomi Araştırma ile GÜNDEMAR’ın anketlerini köşesine taşıdı.
İstanbul Ekonomi Araştırma’nın 2-6 Mart 2026 tarihlerinde 2 bin kişiyle yaptığı “Türkiye Raporu”na göre, ekonomik beklentilerdeki olumsuz tablo sürerken siyasi davranışlarda farklı bir yönelim gözleniyor. Raporda, son dönemin “ekonomik gerçekliklerle siyasi tercihler arasındaki en belirgin ayrışmalardan biri” olduğu vurgulanıyor.
Araştırmaya göre, özellikle kararsız seçmen grubunda daralma yaşanırken, bu kitlenin önemli bir bölümünün yeniden Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) etrafında toplandığı görülüyor. Bu durum, partinin son aylarda oy oranında artış eğilimine girmesine yol açıyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise bu yönelimin nedenine ilişkin değerlendirme. Buna göre, bölgesel gelişmeler ve özellikle İran merkezli çatışma ihtimali, seçmen davranışında “güvenli limana yönelme” etkisi yaratıyor. Bu durum literatürde “bayrak etrafında toplanma” (rally around the flag) etkisi olarak tanımlanıyor. Ekonomik nedenlerle kararsız konumda bekleyen muhafazakâr ve milliyetçi seçmenin yeniden iktidara yöneldiği ifade ediliyor.
Aynı araştırmada liderlere yönelik değerlendirmelerde de değişim dikkat çekiyor. Yerel seçimler sonrası dönemde öne çıkan isimlerin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden ilk sıraya yükseldiği; Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in gerisinde kaldığı dönemin tersine döndüğü görülüyor.
Öte yandan GÜNDEMAR’ın 60 ilde 2 bin 325 kişiyle gerçekleştirdiği araştırma ise seçmenin muhalefete yönelik mesafesini ortaya koyuyor. Araştırmanın öne çıkan sonucu, “iktidara tepki var ancak muhalefete güven sınırlı” tespiti oldu.
Katılımcıların yüzde 73’ü Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünürken, yalnızca yüzde 24’ü olumlu bir gidişat olduğunu belirtiyor. Ancak bu olumsuz tablo, muhalefete güçlü bir destek olarak yansımıyor. “Muhalefet partileri görevlerini yerine getiriyor mu?” sorusuna katılımcıların yüzde 59’u “başarısız” yanıtını verirken, “başarılı” diyenlerin oranı yüzde 36’da kalıyor.
Araştırmada, muhalefet içinde en etkili lider sorusuna verilen yanıtlarda Özgür Özel öne çıkıyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı Özel’i en etkili muhalefet lideri olarak tanımlıyor. Ancak bu görünürlük, henüz geniş bir güven ve tatmin duygusuna dönüşmüş değil.
İki araştırmanın ortaklaştığı nokta ise seçmenin yöneliminde “güven” faktörünün belirleyici hale gelmesi. Ekonomik memnuniyetsizlik sürerken, seçmenin bir bölümünün kriz ve belirsizlik dönemlerinde mevcut iktidara yöneldiği; diğer yandan muhalefetin ise henüz güçlü bir alternatif olarak algılanmakta zorlandığı görülüyor.
