Erdoğan’dan En Düşük Emekli Aylığı Açıklaması

d724748f-f3ea-4aa9-b552-42df395b36af

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, en düşük emekli aylığıyla ilgili tartışmalara son noktayı koydu.

En düşük emekli aylığının iktidara geldiklerinde 66 lira olduğunu söyleyen Erdoğan, 20 bin liralık teklifin bir an önce yasalaşmasını beklediğini söyleyerek, “Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik, onları sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız.” diye konuştu. 

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağının indirilerek ayaklar altında çiğnendiği iddialarına ilişkin de açıklama yaptı. Erdoğan, “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız.” dedi. 

Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

“AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz, Meclis iç tüzüğüyle bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu bir şekilde hareket ediyoruz. CHP, jet sosyetesinin ne millet, ne devlet ne de emeklilerimizle ilgili bir derdi olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor. Kendi personeli grev yaparken tropikal adalarda keyif çatanların, belediyeleri iflasa sürükleyenlerin, şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz bizim samimiyetimizi, bizim kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor. 

“Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70’ini aştı”

Malum en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan kanun teklifimizin genel kurul görüşmeleri başladı. İnşallah teklifimizin bir an evvel yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine kasım 2002’de asgari ücret 184 liraydı, yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece 3’te 1’i kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70’ini aşmıştır. 

Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik, onları sahipsiz bırakmadık. Bundan sonra da asla yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz meydanlarda emeklilerimize şunu vereceğiz, bunu yapacağız diye söz verip bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz. Biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz. 

Millete hizmet yolunda rehavete yer yoktur, rehavete kapılanlara da yer yoktur. 

Biz gençlerin yanında oluruz, onlara destek oluruz, hayat mücadelesinde gençlerimizin ellerinden tutarız. Ana muhalefet ve yoldaşlarıyla gençleri istismar eder, eylemlerde paravan olarak kullanır, işleri  bitince de bir peçete gibi buruşturup bir kenara atar. 

Suriye açıklaması

Aralık ayında SDG yöneticileriyle Şam yönetimi arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla gerekli telkinlerde bulunduk. 

Suriye ordusu ocak ayının ikinci haftasında son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat’ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi. Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye’nin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye’nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik.

“Provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği açıktır”

Son haftalardaki başarılı operasyonlarından dolayı Suriye hükûmetini, Suriye ordusunu ve kardeş Suriye halkını gönülden tebrik ediyorum. Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Temennimiz daha fazla kan akmadan bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesi, Suriye’nin kuzeyindeki belli alanlara sıkışmış terör örgütünün silah bırakması, tasfiye olması, daha fazla çatışmaya mahal verilmemesi. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla dün Nusaybin Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle buradan bir netice alma imkanı kalmamıştır. 

Varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi sühunetle çözmek yegane çıkış yoludur. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. 

İlk günden beri Suriye halkının haklı mücadelesinin yanında olduk. Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yoktur, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız. Ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz. İlk günden beri her türlü riski gözeterek ilgili tüm kurumlarımızla teyakkuz ve hassasiyet içinde gelişmeleri anbean izliyoruz. Dün Amerikan Başkanı Sayın Trump’la bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik. DEAŞ’la ortak mücadele dahil Suriye’nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa sürede örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşup, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilecek. 

Suriye’deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların ve tahriklerin gerçek niyetini görerek sağduyuyla davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun, benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz, Kürtlerin tek temsilcisiymiş gibi konuşamaz. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler, sağduyuyu asla elden bırakmasınlar.

Terörsüz Türkiye projemizle kardeşliği, muhabbeti, kucaklaşmayı, güvenliği, huzuru daha da artıracak bir gayeyle hassas bir süreç içindeyiz. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Çeşitli sabotaj teşebbüslerine rağmen direnç testlerini başarıyla geçerek süreci buraya kadar getirdik. 

Terörün, şiddetin, silahın devreden çıkmasıyla birlikte her mesele siyaset zemininde konuşulacak, masada konuşulacak ve çözüme kavuşturulacak.”

Exit mobile version