Türkiye’nin İran sınırında konumlanan Van’ın Özalp ilçesi, son 15 yılda hızlanan nüfus kaybı ile sadece bir demografik değişimi değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik bir çözülme hikayesini yaşıyor. İran’ın sınır hattında yer almasına rağmen ticaret hareketliliğinden pay alamayan Özalp, üretim merkezi olmak yerine gençlerin terk ettiği bir ilçeye dönüşüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2025 Aralık ayında paylaşılan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Özalp’in nüfusunun yıllar içinde istikrarlı biçimde geriliyor. İlçede özellikle 18–35 yaş arası nüfustaki azalma dikkat çekiyor; yani göç, doğal nüfus azalmasından çok çalışma çağındaki kesimin ayrılmasıyla şekilleniyor. Bu durum hem yerel ekonominin daralmasına hem de kalan nüfusun yaş ortalamasının yükselmesine yol açıyor.
Oysa Özalp’in geçmişi başka bir tabloyu işaret ediyor. İlçe, bir dönem göç alan, tarım ve hayvancılık üzerinden ekonomik canlılık üreten bir yerleşim yeri olarak kayıtlara geçiyor. İlçeyi ayakta tutan unsurların başında sınır ticareti, küçük ölçekli üretim ve kırsal ekonomi geliyordu. Bugün ise tersine bir hareket yaşanıyor: Gençler Van merkezine, batı illerine ya da yurt dışına yöneliyor; geride daha çok yaşlı nüfus ve sınırlı ekonomik faaliyet kalıyor.

Fotoğraf 1: Tepeden Özalp İlçe Merkezi Panoraması
Göç Veren Özalp
Özalp, Cumhuriyet’ten bu yana genel olarak göç alan değil göç veren bir ilçe oluyor. Bu durumun en büyük istisnasını 1965 yılında Trabzon Çaykara’dan Van Özalp’a göç eden 160 aile (yaklaşık 800 kişi) oluşturuyor. Bu istisna dışında, çevre merkezlerden yeni bir hayat kurmak amacıyla ve Siirt Tillo’dan ticaret yapmak maksadıyla buraya gelen az sayıda ailenin olduğu da biliniyor. Günümüzde ise Özalp, Van’ın 13 ilçesi arasında en fazla nüfusa sahip 5. ilçesi. Böyle olmakla beraber Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü’nün İlçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması’na göre Özalp, sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyesi bakımından Van’ın 13 ilçesi arasında 10. sırada bulunurken, Türkiye’nin 973 ilçesi arasında 949. sırada yer alıyor. Yine bu doğrultuda TÜİK’in son resmi verilerine göre, Özalp’ın yıllık nüfus artışı binde -49,6 olarak kayda geçiyor. Böylece Özalp, Van’ın en fazla nüfus kaybeden ilçelerinin başında geliyor.
Yüksek doğurganlık hızına rağmen Özalp nüfusu her geçen yıl azalmayı sürdürüyor. Özalplı aileler büyük bir hız ve yoğunlukla Özalp’ı terk ederek özellikle İstanbul, Van, Tekirdağ, Antalya ve Bodrum gibi merkezlere göç ediyor. İlçede doğal nüfus artışı göç kaybını telafi edemiyor.

Fotoğraf 2: Özalp İlçe Merkezi Girişi
Göç Araştırmalara Konu Oluyor
Özalp’teki nüfus kaybı yalnızca resmi istatistiklere değil, akademik çalışmalara ve öğrenci projelerine de konu olmaya başladı. İlçedeki göç eğilimi, özellikle gençler ve kadınlar üzerinden yapılan saha çalışmalarında daha da görünür hale geliyor.
Bu çalışmalardan biri, lise öğrenimi sırasında TÜBİTAK için bir proje hazırlayan Badem Abravcı’ya ait. Abravcı, Özalp’ta yaşayan 100 kadınla anket yöntemiyle göç olgusunu görüşerek konuyu kadınların perspektifinden ele aldı. Ankete katılan kadınların yüzde 87’si Özalp’i “gelişmiş bir yer” olarak görmediğini ifade ederken, yüzde 84’ü fırsat bulması halinde başka bir kente göç etmek istediğini belirtti.
Veriler, göç kararının yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal ve kültürel boyutları olduğunu ortaya koyuyor. Abravcı’nın değerlendirmesine göre, “Özalp’te göçü tetikleyen başlıca unsurlar arasında ekonomik imkansızlıklar, sosyal yaşam alanlarının yetersizliği, sert iklim koşulları ve arsa–kan davası gibi toplumsal sorunlar yer alıyor. Bu faktörler özellikle kadınlar açısından gündelik yaşamı zorlaştıran ve gelecek perspektifini daraltan unsurlar olarak öne çıkıyor.”
Araştırmanın işaret ettiği önemli bir nokta ise şu: Göç, kaçınılmaz bir kader olarak değil; koşullara bağlı bir sonuç olarak görülüyor. Katılımcıların büyük bölümü, iş olanaklarının artırılması, sosyal alanların geliştirilmesi ve ekonomik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi halinde göçün yavaşlatılabileceğini düşünüyor. Hatta bazı görüşmeciler, uygun şartlar oluştuğu takdirde ilçeden ayrılanların geri dönebileceğini de ifade ediyor.
İlçede kalmak ya da gitmek arasındaki tercih, özellikle kadınlar için ekonomik güvence, sosyal yaşam ve gelecek umudu ekseninde şekilleniyor. Bu çalışmalar ile göçün nedenleri sahada görünür hale getiriyor. Peki bu nedenlere karşı somut bir yerel politika üretilebiliyor mu?

Fotoğraf 3: Özalplı Araştırmacı Badem ABRAVCI
Son 15 Yılda Nüfusun Üçte Biri Azaldı
Özalp nüfusu, yüksek doğurganlık oranına rağmen her yıl azalmaya devam ediyor. TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre, 2011 yılında 75.324 olan Özalp nüfusu, 2026 verilerinde 51.357 olarak kayda geçiyor. Bu da son 15 yıllık dönemde nüfusun yaklaşık üçte bir oranında azaldığını gösteriyor.
Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın “Özalp İlçe Analizi” raporuna göre, ilçede net göç hızı uzun süredir negatif seyrediyor. 2010–2015 dönemini kapsayan veriler, TRB2 bölgesi olan Özalp’in aldığı göçten daha fazlasını verdiğini ve özellikle çalışma çağındaki nüfusun başka merkezlere yöneldiğini ortaya koyuyor. Raporda göçün temel nedenleri arasında ekonomik kısıtlar ve altyapı yetersizlikleri öne çıkıyor. (https://www.kalkinmakutuphanesi.gov.tr/assets/upload/dosyalar/zalp.pdf )
Sahadaki gözlemler de resmi verileri destekler nitelikte. Çalışma amacıyla mevsimlik ya da kalıcı olarak başka şehirlere giden çok sayıda Özalplının bulunduğu, bazı kırsal mahallelerde (köylerde) genç nüfusun belirgin biçimde azaldığı ifade ediliyor. Resmi kayıtlarda ikamet adresi Özalp’te görünmesine rağmen fiilen başka şehirlerde yaşayanların varlığı, ilçenin gerçek nüfusunun açıklanan rakamlardan daha düşük olabileceği yönündeki iddiaları güçlendiriyor.

Fotoğraf 4: Özalp Nüfusunun Yıllara Göre Dağılımını Gösteren Tablo
İlçedeki ekonomik daralma yalnızca üretim eksenli değil. Sınır hattındaki yoğun insan hareketliliği de yerel ekonomiye beklenen katkıyı sağlamıyor.
İranlı Turistler Nerede?
Van, son yıllarda özellikle İran’dan gelen ziyaretçilerle dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerinin ve yerel turizm verilerinin işaret ettiği tabloya göre her yıl yaklaşık 700 bin İranlı turist kara yoluyla Van’a giriş yapıyor. Bu ziyaretçilerin büyük bölümü Kapıköy Sınır Kapısı’nı kullanıyor ve Van şehir merkezine ulaşmak için Özalp güzergâhından geçiyor.
Ancak bu yoğun hareketlilik, Özalp ekonomisine yansımıyor. İlçe çoğu zaman yalnızca transit bir geçiş noktası olarak kalıyor. İranlı turistlerin büyük bölümü ilçe merkezine uğramadan çevre yolu üzerinden doğrudan Van merkeze yöneliyor. Konaklama, alışveriş ve eğlence harcamaları Van kent merkezinde yoğunlaşıyor; buradan da Türkiye’nin farklı turizm destinasyonlarına geçiş yapılıyor. Van şehir ekonomisi için önemli bir gelir kalemi oluşturan bu hareketlilikten Özalp ise neredeyse hiç pay alamıyor.
Kamu kurumları, bu durumu tersine çevirmek amacıyla yeni kamu binaları, iş yerleri ve konut projelerini İran yolu üzerinde konumlandırmayı hedefliyor. Geçiş güzergâhındaki hareketliliği ilçe ekonomisine yönlendirmek amaçlanıyor.

Fotoğraf 5: Kapıköy Sınır Kapısı’ndan Van’a Gelen İranlı Turistler
Ana Problem: İşsizlik ve İmkânsızlık
Özalp’ta göçü tetikleyen temel başlık ise ekonomik yapı. 1995 yılından bu yana ilçede yerel gazetecilik yapan Nihat Özbay, nüfus kaybının merkezine işsizliği koyuyor. Özbay’a göre sorun yalnızca ekonomik daralma değil; sosyal yaşam alanlarının sınırlılığı ve kamusal yatırımların yetersizliği. Bu durum da genç nüfusu dışarıya yöneltiyor.
İlçede ekonomi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Ancak üretim maliyetlerinin artması, küçük ölçekli işletmelerin rekabet gücünün zayıflaması ve pazarlama kanallarının sınırlı olması gelir üretme kapasitesini düşürüyor. Kamusal ve özel sektör yatırımlarının sınırlı kalması ise alternatif istihdam alanlarının oluşmasını engelliyor.
Özbay, tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomik yapının gelir üretme kapasitesinin düşmesi, kamusal ve özel sektör yatırımlarının yetersizliği ve yaşam standartlarının kentlerle rekabet edememesi nüfus kaybını hızlandıran başlıca unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla sorun doğurganlık değil, yerinde yaşamayı sürdürebilir kılacak koşulların eksikliği.”
Bu noktada göç, bireysel bir tercih olmaktan çıkıp yapısal bir sonuç haline geliyor. İran yolu üzerinden her yıl yüzbinlerce turist geçerken, ilçenin gençleri aynı yolu ters istikamette kullanarak başka şehirlere yöneliyor.
Tüm bu tablo, Özalp’ta göçün kaçınılmaz bir kader değil, ekonomik yapıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. İlçenin yakın geçmişi ise bu gidişatın değiştirilebildiği bir döneme işaret ediyor. Özalp merkeze yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Dönerdere Köyü, üretim temelli kalkınmanın göç üzerindeki etkisini gösteren somut örneklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Fotoğraf 6: Özalp’ta Yerel Gazetecilik Yapan Nihat ÖZBAY
Çözüm: Kooperatifçilik Mi?
Bundan 60 yıl önce Özalp’ın kalkınmasına ve üretimine damga vuracak bir gelişme yaşanıyor. 1965’te daha üretken ve daha refah bir yaşam sürme maksadıyla Özalp’a göç eden Trabzon Çaykaralı aileler, 1966 yılında ikamet ettikleri Özalp’ın Dönerdere ve Emek köylerinde tarımsal kalkınma kooperatifleri tesis ediyor.
Dönerdere’nin hikayesi planlı bir yerleşim sürecine dayanıyor. 1960’lı yılların ortasında Doğu Karadeniz’den gelen aileler için yürütülen toplu iskân politikaları kapsamında Trabzon’un Çaykara ilçesinden gelen 160 hane (yaklaşık 800 kişi), Özalp kırsalında yeni bir yaşam kurmak üzere bölgeye yerleştirildi. Tarım ve hayvancılık deneyimi olan bu aileler, kısa sürede üretim temelli bir yerel ekonomi inşa ediyor.
Özalp’ın ilk kooperatifleri olarak kurulan bu kooperatifler her geçen sene etkilerini arttırarak güçlenmeye başlıyor. Özellikle Dönerdere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Özalp’ın sosyo-ekonomik tarihine geçecek işlere imza atıyor. Bu kooperatif ilk olarak köyde bir mandıra kurmakla işe başlıyor. 1968’de un değirmeni işletmesi, 1972’de Dönerdere köyünün aydınlatılması için elektrik işletmesi açıyor. 1973 senesinde cins inek projesine girişen kooperatif, 1974’te mandıra işletmesini yenileyerek büyütüyor. 1977’ye gelindiğinde elektrikli değirmenini işletmeye sokuyor, 1978’de ise evlere su ağının döşenmesini sağlıyor. Bu minvalde 1981 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından Van’ın en başarılı kooperatifi seçiliyor. Iğdır Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Tuncay Özdemir’in bu konu üzerine 2004’te yayınladığı makaleye göre, kooperatif bu başarıları akabinde Türkiye’nin en faal kooperatifleri arasında dördüncü sıraya kadar yükseliyor.

Fotoğraf 7: Dönerdere Kooperatifi’nin Gelişimi Üzerine Bir Haber (1 Mayıs 1974, Van Postası)
Dönerdere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi iki temel amaç üzerine kuruluyor. Bu amaçlardan ilki, ortakların ürettiği sütü değerlendirerek pazarlamasını sağlamak, ikincisi ise ortakların girdi ihtiyaçlarını uygun koşullarla temin etmek oluyor. Uzun yıllar bu amaçlarını başarıyla gerçekleştiren kooperatif, Özalp’ın diğer köylerinden bariz biçimde ayrışıyor. Kooperatif, ortaklarına ilk önce traktörler satın aldırıyor ve yalnızca Dönerdere köyünün değil, Dönerdere çevresindeki birçok köyün de tarlasının sürülmesine böylece imkan sağlıyor. Ardından Van ve yöresinde bir ilke imza atılarak biçer döverler satın aldırılıyor. Bu doğrultuda çevreden gelen taleplere yetişmek adına hasat zamanı günlerce uykusuz kalınıyor ancak elde edilen buğday çok üstün kalitede oluyor. Nitekim söz konusu buğday, Bitlis’ten hatta Muş’tan gelen köylülerce tohumluk olarak satın alınmak isteniyor. Mandıra sayesinde ise 2000 yılına kadar günde yaklaşık 1.5 ton süt elde edilebiliyor. Ayrıca bu süt işlenerek tonlarca yoğurt, kaşar peyniri, ayran, beyaz peynir, tereyağı, kaymak gibi süt ürününe de dönüşüyor. Oluşan bu katma değer, Özalp’ın Dönerdere köyünü tam anlamıyla ihya ediyor. Dönerdere köyünün 2000 yılından önceki nüfus verilerine dijital ortamlardan ulaşılamasa da köylülerle yapılan görüşmeler sonucunda kooperatifin yoğun çalışmalar yürüttüğü dönemlerde köyden göçün çok az olduğu belirtiliyor. Nitekim köy nüfusu da o dönem yaklaşık 1000’in üzerinde buluyor. Günümüzde Dönerdere köyünde her yıl ortalama %12 nüfus azalması görülürken, Kooperatifin etkili olduğu yıllarda ise nüfus azalma oranının %7,14’lerde seyrettiği anlaşılıyor. Kooperatifin faaliyetlerinin yoğun olduğu dönemlerde göçü yaklaşık %5 oranında yavaşlattığı ve çevre köylere göre göçün daha az yaşandığı rakamlara yansıyor.
Kooperatifin etkisi yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı kalmıyor. Üretimin sürekliliği ve gelir istikrarı, kırsalda yaşamı sürdürülebilir hale getirerek göç eğilimini doğrudan etkiliyor. Çevre köylerde nüfus kaybı hızlanırken Dönerdere’de göç oranlarının daha sınırlı kalması, tarımsal kalkınma modellerinin demografik yapı üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Kırsalda üretimin örgütlü biçimde devam etmesi, yalnızca istihdam yaratmakla kalmıyor; genç nüfus için yerinde yaşamı rasyonel bir seçenek haline getiriyor.

Fotoğraf 8: Dönerdere’nin Yıllara Göre Nüfus Dağılımı
Öte taraftan 2000’den sonra büyük bir kırılma yaşanıyor. Konjonktürel olarak ekonomik stratejilerin ulusal açıdan değişmesiyle kooperatif yeterli ilgiyi ve desteği görmemeye başlıyor. Bu yüzden kooperatif gitgide küçülerek üretimini düşürüyor. Bu durum da köy nüfusunun büyük oranda göç etmesine neden oluyor. Böylece son resmi verilere göre köyün genel nüfusu 376 kişiye kadar düşüyor.
Dönerdere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin halihazırdaki başkanı Turgay Özbek, örgütlü olan üreticilerin her zaman daha kârlı olduğunu belirterek bu üreticilerin kooperatif aracılığıyla hem alım hem de pazarlama aşamasında büyük avantajlar elde edebildiğini vurguluyor. Öte yandan günümüzde Türkiye’de kooperatifçiliğin genel olarak yeterince desteklenmediğini ifade eden Özbek şu ifadeleri paylaşıyor: “Kooperatifler dünyada çok yaygın ve çok gelişmiş durumdalar. Fakat şu an Türkiye’de kooperatifçilik yeterince desteklenmiyor. Eğer desteklenebilirse sadece Özalp’ta değil Türkiye’nin her tarafında istihdam yaratılabilir. Bu şekilde de hem katma değer hem de hizmet üretilebilir. Yani kooperatifçiliğin toplumsal kalkınma anlamında çok kıymetli bir organizasyon olduğunu anlamalıyız. Zaten biliyorsunuz bizim petrolümüz yok, sanayimiz yok. Ancak dünyanın en verimli toprakları bu coğrafyada. Dolayısıyla hem bölgemize hem de genel olarak Türkiye’ye sıçrama yaptıracak sektör, tarım ve hayvancılık… Bu da ancak bunu organize edebilecek bir kooperatifleşme gücüyle başarılabilir.”
Kooperatif çevresinde gelişen sivil girişimler de dikkat çekiyor. Köyde faaliyet gösteren DönGel Derneği, adını “dönüş” çağrısından alıyor. Dernek, göç eden nüfusun yeniden köyle bağ kurmasını teşvik etmeyi ve üretim temelli yaşamın yeniden canlandırılmasını amaçlıyor. Kooperatifle aynı zeminde şekillenen bu girişim, kırsal kalkınmanın yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir geri dönüş isteğini de taşıdığını gösteriyor.

Fotoğraf 9: Dönerdere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Turgay ÖZBEK
Kooperatif bugün tamamen ortadan kalkmış değil; ancak geçmişteki üretim kapasitesine kıyasla daha sınırlı bir faaliyet yürütüyor. Yerel kaynaklara göre bu gerilemenin başlıca nedenleri arasında genç nüfusun tarım ve hayvancılıktan uzaklaşması, eğitim ve iş imkanları için büyük şehirlere yönelmesi ve zamanla oluşan göç zinciri yer alıyor. İlçeden ayrılanların şehirlerde kurduğu yeni yaşam, özellikle genç kuşaklar için daha cazip bir seçenek haline gelirken kırsal üretime katılım da giderek azalıyor. Bu durum, kooperatif gibi yerel üretim modellerinin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.
Özalplı gazeteci Özbay da bu ifadelere paralel şekilde kooperatifin ve kooperatifçiliğin birçok yönden faydasını ortaya koyan şu yorumlarda bulunuyor: “1966 yılında kurulan Dönerdere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve kültürel bir kalkınma modeli oluşturdu. Kooperatif, üreticiler arasında dayanışmayı güçlendirdi, ortak üretim ve pazarlama yoluyla gelir artışı sağladı. Yani Özalp’ta yaşamayı cazip hale getirdi. Günümüzde devlet destekli, denetimi güçlü ve yerel ihtiyaçlara uygun biçimde tasarlanmış bir kooperatifleşme modeliyle tekrar benzer sonuçlar elde etmek mümkün… Yani doğru kurgulanmış kooperatifler, istihdam yaratarak özellikle genç nüfusun göçünü azaltabilir. Hatta bu sayede tersine göç bile yaşanabilir.”
Benzer bir kırsal kalkınma modeli Türkiye’nin farklı bölgelerinde de göçü tersine çevirebiliyor. Kars ili merkezine bağlı Boğatepe Köyü’nde yürütülen kooperatifleşme ve yerel üretim girişimleri, Kars Peynirleri ile köy ekonomisini canlandırarak nüfus kaybını yavaşlatan örneklerden biri olarak gösteriliyor. Köyde sürdürülen üretim ve markalaşma çalışmalarıyla yerel istihdam artarken, kırsalda yaşam yeniden cazip hale geliyor.
Özalp örneği yalnızca geçmişin başarı hikayesi değil; güncel politika ve yatırım önerileriyle somut çözümlere dönüşebilecek bir model sunuyor. Yerel yönetim, kalkınma ajansları ve sivil toplum iş birliğiyle kooperatiflerin desteklenmesi, göçü önleyici ve tersine göçü teşvik edici somut adımlar olarak değerlendirilebilir.
Bu yazı NewsLabTurkey / Solutionsphere projesi kapsamında yayınlandı.
