Salih Müslim: “Haşdi Şahbi Pazarlıklarına Girmeyiz”

turkiye-gazetesi-pyd-yoneticisi-salih-muslim-le-roportaj-yapti

Tom Barrack’ın “Haşdi Şahbi’ye saldırı” karşılığında saldırıları durdurabileceğini söylediğini ifade eden PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim, kimsenin aparatı olmayacaklarını kaydetti.

Şam yönetimine bağlı grupların, ateşkese rağmen Kobani’ye yönelik saldırıları sürüyor. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bu saldırıların Arap-Kürt çatışmasına zemin hazırlamak amacıyla düzenlendiğini belirterek; Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelere çekildi.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim bölgede yaşanan son duruma ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mehmet Aslan’ın sorularını yanıtladı.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların nedenlerine değinen Müslim, şunları ifade etti:

“Bu saldırıların detaylı bir planlamaya dayandığı ve daha önce gizli yürütüldüğü, Paris’teki görüşmelerle netleşmiştir. Paris’te mutabakata varılmasından sadece birkaç saat sonra Halep’teki Kürt mahallelerine saldırı başlatıldı. Bu durum, hazırlıkların önceden yapıldığını kanıtlıyor. İki mahalleyi kuşatmak için 40 bin kişilik bir güç sevk edilmiş; bu kadar kısa sürede bu denli büyük bir gücü, tankları ve silahları hazırlamak mümkün değildir. 10 Mart ve 1 Nisan’da mahallelerin güvenliği için imzalanan anlaşmalara rağmen bu saldırıların gerçekleşmesi, durumun bir komplo olduğunu göstermektedir.”

Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırıda hangi ülkelerin yer aldığına dair Salih Müslim, şu bilgileri de verdi:

“Paris’teki toplantıda İsrail, Türkiye, Fransa, İngiltere ve ABD yer alıyordu. Bu da uluslararası bir planın varlığına işaret ediyor. Bu güçlerden bazıları lojistik destek sağlarken —ki Türkiye bu gruptadır— bazıları ise doğrudan planlayıcı ve uygulayıcı rolü üstlendi. Körfez ülkeleri ise medya üzerinden özel savaş yöntemleriyle bu sürece destek verdi. Görünen o ki, roller önceden paylaşılmış.”

ABD’nin, Haşdi Şabi’ye yönelik planlanan bir operasyona katılması karşılığında SDG’ye yönelik saldırıları durdurma teklifi yaptığı iddialarına ilişkin Müslim şöyle konuştu:

“Bu konunun kaynağı Şam’daki görüşmelerdir. Toplantının tüm detaylarını henüz Mazlum Abdi ile görüşemediğim için bilmiyorum ancak şu bilgiyi paylaşabilirim: Tom Barrack, ‘Haşdi Şabi operasyonuna destek verirseniz, size yönelik saldırıları durdurabilirim’ teklifini iletmiş. Arkadaşlarımız bu teklifi reddederek, ‘Biz özgürlük savaşçılarıyız; kimsenin çetesi ya da paralı askeri olmayız. Bize saldırmayan hiçbir güçle savaşmayız. Saldırıları durdurmasanız da kendimizi savunmaya devam ederiz’ yanıtını vermişler. Bu duruşun ardından saldırılar daha da şiddetlendi.”

10 Mart mutabakatının bir çerçeve anlaşması olduğunu vurgulayan Müslim, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasa ve demokratik entegrasyon gibi temel konular bir kenara bırakılarak sadece askeri meselelere odaklanıldı. Biz askeri entegrasyonu kabul ettik ancak halkı savunmasız bırakacak bir modeli reddettik. Buradaki temel sorun yorum farkıdır; Türkiye entegrasyonu bir ‘asimilasyon’ olarak dayatırken, biz iki gücün kimliğini koruyarak bir arada bulunmasını (Demokratik Entegrasyon) savunuyoruz. Savunmasız kalan toplulukların neler yaşadığını gördük; biz de aynı duruma düşmek istemiyoruz. Şam yönetimi, görüşmelerde sürekli oyalama taktiği izleyerek bir gün kabul ettiğini ertesi gün reddetti. Bu tutumun Ankara’nın baskısından mı yoksa kendi tercihlerinden mi kaynaklandığı belirsiz.”

Saldıran güçlerin Şam’a bağlı göründüğünü ancak teçhizatlarının Türkiye tarafından sağlandığını iddia eden Müslim, Türkiye’deki çözüm tartışmalarına dair şunları söyledi:

“Türkiye’de barış sürecini destekleyen kesimlerin yanı sıra buna şiddetle karşı çıkan güçlü bir kesim de var. Savunma Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ‘ya teslim olun ya da yok edilirsiniz’ mesajı taşıyor. Eğer en üst makamdan bu ifadeler kullanılıyorsa, yaşananların ikiyüzlü bir politikanın parçası olabileceğini düşünmeliyiz.”

Exit mobile version