Yüksek enflasyon, yurttaşın alım gücünü her geçen gün biraz daha eritiyor. Asgari ücret ve emekli maaşları, temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak kalırken, yaşam her geçen gün daha da zorlaşıyor. Temel gıda ürünleri artık tane ile alınıyor.
Sebze ve meyve fiyatlarındaki artış, geçici dalgalanmanın ötesine geçerek kalıcı bir eğilime dönüşüyor. Market ve semt pazarlarında etiketler kısa aralıklarla güncellenirken, temel gıda ürünleri hane bütçeleri üzerinde artan bir baskı oluşturuyor.
Güncel verilere göre domatesin kilogram fiyatı 94 liraya, salatalığın kilogram fiyatı ise 119 liraya kadar yükseldi. Meyve grubunda da benzer bir tablo görülüyor. Elma 109 liradan, limon ise 89 liradan satışa sunuluyor. Bu seviyeler, sebze ve meyvenin düşük gelir grupları için dahi zor erişilebilir hale geldiğini gösteriyor.
Ekonomi çevreleri, fiyat artışlarının temelinde tarımsal üretim maliyetlerindeki yükselişe işaret ediyor. Mazot, gübre, sulama, işçilik ve nakliye giderlerinde yaşanan artış, ürünün tarladan market rafına ulaşana kadar geçen süreçte fiyatı katlıyor. Üretici tarafında maliyet baskısı azalmazken, perakende aşamasında bu yük doğrudan tüketiciye yansıyor.
Öte yandan gıda enflasyonu, ücret artışlarının üzerinde seyretmeye devam ediyor. Asgari ücret ve emekli maaşları, özellikle sebze-meyve gibi zorunlu harcamalar karşısında yetersiz kalıyor. Bu durum, hanelerin tüketim alışkanlıklarını değiştirmesine neden olurken, pazarlarda tane ile alışverişin yaygınlaşması alım gücündeki erimenin göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Artan hayat pahalılığı karşısında yurttaşların markete girip çıkması adeta bir oluyor. Alışveriş sepetleri boş kalırken, geçim sıkıntısı toplumun her kesiminde daha derinden hissediliyor.
