Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Epstein Dosyaları kapsamında ortaya atılan iddiaların uluslararası yansımaları ve Türkiye’ye olası etkilerinin açıklığa kavuşturulması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve benzer yapıların önlenmesine yönelik gerekli adımların belirlenmesi amacıyla amacıyla Meclis Araştırma önergesi verdi.
DEM Parti Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş son zamanlarda gündemden düşmeyen ve dünyada yankıları süren Jeffrey Epstein davasıyla ilgili meclis araştırması talep etti.
Erdoğan Sarıtaş meclise sunduğu dilekçede şu ifadelere yer verdi, “Son yıllarda ABD’de Jeffrey Epstein merkezli yürütülen çocukların cinsel istismarı ve insan ticareti soruşturmalarına ilişkin belge ve bilgilerin kamuoyuna yansıması, söz konusu yapının yalnızca bireysel suçlardan ibaret olmadığını; uluslararası boyutları, siyasi ve ekonomik bağlantıları bulunan, uzun yıllar boyunca cezasızlıkla korunmuş bir ağ olabileceğine dair ciddi şüpheler doğurmuştur. Reşit olmayan çocuklara yönelik sistematik istismar, insan ticareti ve bu suçların küresel ölçekte organize biçimde yürütüldüğüne ilişkin iddialar, insanlık onurunu doğrudan hedef alan nitelikleri nedeniyle tüm devletlerin olduğu gibi Türkiye’nin de bu dosyayı dikkatle ele almasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, Epstein Dosyaları kapsamında ortaya atılan iddiaların uluslararası yansımaları ve Türkiye’ye olası etkilerinin açıklığa kavuşturulması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve benzer yapıların önlenmesine yönelik gerekli adımların belirlenmesi amacıyla amacıyla Anayasa’nın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.”
Son dönemde uluslararası kamuoyunda “Epstein Dosyaları” olarak anılan ve ABD’de yürütülen Jeffrey Epstein merkezli çocukların cinsel istismarı ve insan ticareti soruşturmalarına ilişkin yeni belge ve materyallerin kamuoyuna yansıması, DEM Parti Siirt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş’ı harekete geçirdi.
Erdoğan Sarıtaş, “konunun yalnızca ABD’de değil, küresel ölçekte ciddi tartışmalara yol açtığını belirterek, uzun yıllar boyunca reşit olmayan çocukların sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakıldığı, siyasi, ekonomik ve diplomatik çevrelerle bağlantılı uluslararası bir ağın varlığına işaret eden iddialar içermektedir.” dedi.
İddiaların Türkiye Boyutunun Araştırılmasını İstedi
Erdoğan Sarıtaş açıklamasında şu ifadelere yer verdi, “Jeffrey Epstein, 2019 yılında ABD’de tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmiş; ölümü resmî kayıtlara “intihar” olarak geçmiştir. Ancak Epstein’in ölümü, gerek kamuoyunda gerekse hukuk çevrelerinde tatmin edici biçimde aydınlatılamamış; buna paralel olarak sivil davalar, tanık beyanları ve belge açıklamaları devam etmiştir. Son yıllarda mahkeme kayıtlarından, tanık ifadelerinden ve basına sızan çeşitli dokümanlardan oluşan yeni belge dalgaları, dosyanın kapsamının Epstein’in şahsını aşan, çok uluslu ve çok aktörlü bir yapıya işaret ettiğini göstermektedir.
Bu belgelerde, farklı ülkelerden iş insanları, siyasetçiler, akademisyenler ve çeşitli aracı kişilerle temaslara ilişkin iddialar yer almakta; Epstein’in kurduğu ağın yalnızca ABD sınırları içinde faaliyet göstermediği ileri sürülmektedir. Uluslararası basında ve bazı belge setlerinde, Türkiye’nin de adının dolaylı ya da doğrudan biçimde geçtiğine ilişkin iddiaların gündeme gelmesi, konunun Türkiye açısından da ciddiyetle ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye vatandaşlarının, kurumlarının söz konusu suç ağlarıyla herhangi bir şekilde ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği hususu, kamuoyunun aydınlatılması gereken önemli bir mesele haline gelmiştir.
Özellikle bazı tanık beyanlarında, Epstein ve çevresindeki kişilerin uluslararası seyahatleri, farklı ülkelerdeki mülkler, finansal transferler ve aracılar üzerinden kurulan ilişkiler gündeme getirilmekte; Türkiye’nin de bu iddialar bağlamında anılması, iddiaların doğruluğu ya da asılsızlığının resmi kanallar aracılığıyla açıklığa kavuşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu tür iddiaların araştırılmaması halinde, kamuoyunda bilgi kirliliğinin artması ve spekülatif söylemlerin güçlenmesi riski bulunmaktadır.
Bu noktada altı çizilmesi gereken husus, söz konusu yapının yalnızca münferit bir suç örgütü ya da bireysel sapkınlıklardan ibaret olmadığını; aksine, siyasi, ekonomik ve kültürel güç ilişkileriyle beslenen, sınır aşan ve uzun yıllar boyunca görünmez kılınmış bir uluslararası düzeni işaret ediyor olabileceğidir. Çocukların sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakılması, insan ticareti yoluyla metalaştırılması ve bu suçların cezasızlık zırhı altında sürdürülebilmesi, yalnızca ceza hukuku kapsamında ele alınacak fiiller değil; insanlık onurunu hedef alan, vicdanları yaralayan ve insanlığın ortak değerlerine karşı işlenmiş ağır suçlar olarak değerlendirilmelidir. Bu yönüyle Epstein Dosyaları, bireysel faillerin ötesinde, küresel ölçekte işleyen karanlık bir yapının, güç ve dokunulmazlık ilişkileri üzerinden nasıl korunabildiğinin araştırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenle; ABD’de yürütülen soruşturmalar kapsamında açıklanan belgelerde Türkiye’ye ilişkin herhangi bir bilginin bulunup bulunmadığının, Türkiye vatandaşlarının ya da Türkiye’de faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların adlarının geçip geçmediğinin, ayrıca Türkiye makamlarının bu konuda ABD’li yetkili kurumlarla herhangi bir bilgi paylaşımı veya adli iş birliği yürütüp yürütmediğinin tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde, insan ticareti ve çocukların cinsel istismarı gibi ağır suçlarla mücadelede Türkiye’nin mevcut mevzuatının ve uluslararası iş birliği mekanizmalarının yeterliliğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde; Epstein Dosyaları kapsamında ortaya çıkan iddiaların Türkiye boyutunun tüm yönleriyle araştırılması, kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi, olası risklerin önceden tespit edilmesi ve benzer suç ağlarıyla mücadelede alınabilecek ilave tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa’nın ilgili hükümleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.”


