1. Haberler
  2. GÜNCEL
  3. Türkiye’de Bağımsız Gazetecilik Artık Hayatta Kalma Mücadelesi

Türkiye’de Bağımsız Gazetecilik Artık Hayatta Kalma Mücadelesi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


Türkiye’de bağımsız gazetecilik, kârlılık ya da büyüme tartışmalarının çok ötesinde bir eşikten geçiyor. NewsLab Türkiye tarafından yayımlanan “Doğaçlamadan Stratejiye: Bağımsız Medyanın Geleceği” başlıklı yeni araştırma, bağımsız haber medyasının siyasal baskı, ekonomik kırılganlık ve dijital platformlara bağımlılık arasında ayakta kalmaya çalıştığını ortaya koyuyor.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü öğretim üyesi Dr. Sarphan Uzunoğlu ile araştırma görevlisi Saba Çevik tarafından hazırlanan rapor, Türkiye’de bağımsız dijital medyanın sürdürülebilirliğini siyaset, ekonomi ve teknoloji ekseninde ele alıyor. Çalışmanın temel sorusu ise açık: Türkiye’de bağımsız medya artık nasıl büyür değil, nasıl varlığını sürdürebilir?

Kâr değil dayanıklılık

Rapora göre, bağımsız medya için sürdürülebilirlik artık yalnızca gelir-gider dengesiyle ölçülebilecek bir mesele değil. Siyasal baskı ortamı, hukuki belirsizlikler ve ekonomik kırılganlık, klasik iş modeli tartışmalarını büyük ölçüde geçersiz kılıyor. Dr. Uzunoğlu, çalışmanın odağının “ideal modeller” değil, gazetecilerin gerçek koşullar altında geliştirdiği hayatta kalma pratikleri olduğunu vurguluyor.

Türkiye’de Bağımsız Gazetecilik Artık Hayatta Kalma Mücadelesi

Araştırma, Türkiye’de bağımsız gazeteciliği bir başarı ya da başarısızlık hikayesi olarak değil, kırılgan ama yaratıcı bir direnç alanı olarak ele alıyor. Editoryal bütünlük, kurumsal süreklilik ve okurla kurulan ilişkinin niteliği, finansal göstergeler kadar belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Belirsizlik kalıcı hale geliyor

Rapora göre Türkiye’de bağımsız medya, yalnızca klasik anlamda sansür uygulamalarıyla tanımlanabilecek bir ortamda faaliyet göstermiyor. Daha çok, hukuki çerçevenin öngörülemezliği, düzenleyici süreçlerin belirsizliği ve zaman zaman devreye giren idari yaptırımlar, medya kuruluşlarının çalışma koşullarını şekillendiriyor. RTÜK ve BTK gibi kurumların müdahaleleri her zaman doğrudan bir yaptırımla sonuçlanmasa da, haber odaları açısından daha temkinli hareket etmeyi zorunlu kılan bir belirsizlik alanı yaratıyor. Bu durum, soruşturma süreçlerinin gazeteciler açısından başlı başına bir risk ve stres unsuru olarak algılanmasına yol açabiliyor.

Bu ortamda bağımsız medya, kamusal görünürlük ile kurumsal sürdürülebilirlik arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Rapor, bu durumu “yönetilen belirsizlik” kavramıyla tanımlıyor. Buna göre çoğulcu bir medya görünümü büyük ölçüde korunurken, bu çoğulculuğun uzun vadeli olarak güçlenmesini sağlayacak istikrarlı koşulların oluşması zorlaşıyor.

Türkiye’de Bağımsız Gazetecilik Artık Hayatta Kalma Mücadelesi

Fotoğraf: Antalya Kent Haber

Ekonomi ve algoritma kıskacında gazetecilik

Araştırmaya göre Türkiye’de bağımsız medyanın ekonomik kırılganlığı, siyasal ve yapısal faktörlerle iç içe geçmiş durumda. Reklam gelirleri büyük ölçüde iktidara yakın medya gruplarında yoğunlaşırken, kamu ilanları da eleştirel yayıncılığı sınırlayan bir dağıtım yapısı üzerinden işliyor. Dijitalleşme ise bu tabloyu hafifletmekten çok, yeni bağımlılık ilişkileri üretiyor.

Raporda özel bir yer tutan başlıklardan biri, Google’ın 2024 ve 2025’te yaptığı algoritma güncellemelerinin yarattığı etki. Bu güncellemelerle birlikte bazı bağımsız haber sitelerinin görünürlüğü yüzde 30 ila 80 arasında düşerken, haber odaları nedenini tam olarak teşhis edemedikleri bir “algoritmik şok” ile karşı karşıya kaldı. Trafik kaybı gelirleri doğrudan etkilerken, gelir kaybı da editoryal ve kurumsal istikrar üzerinde belirleyici oldu.

Üç medya kuruluşu, üç farklı deneyim

Araştırma, bu yapısal sorunları somutlaştırmak için üç bağımsız medya kuruluşunu vaka çalışması olarak inceliyor: MedyascopeFayn ve geçtiğimiz yıl yayın faaliyetlerine son veren Gazete Duvar.

Medyascope, bağışlar, okur gelirleri ve platform kazançlarını bir arada kullanan çoklu finansman modeliyle raporda görece dayanıklı bir örnek olarak öne çıkıyor. Deneme-yanılma yoluyla geliştirilen bu model, zamanla kurumsal bir stratejiye dönüşmüş durumda.

Fayn ise ölçeklenme yerine topluluk inşasına odaklanan bir yol izliyor. Abonelik ve katılımcı okur ilişkileri, algoritmik dalgalanmalara karşı bir tampon işlevi görüyor; ancak rapora göre bu yaklaşım da büyüme kapasitesi ve iş yükü açısından kendi sınırlarını barındırıyor.

Gazete Duvar’ın kapanışı ise raporda özellikle vurgulanan bir kırılma noktası. Yüksek erişim ve görünürlüğün sürdürülebilirlik anlamına gelmediğini gösteren bu örnek, algoritmalara ve yatırımcıya aşırı bağımlılığın ne kadar kırılgan bir zemin yarattığını ortaya koyuyor.

Sürdürülebilirlik yeniden tanımlanıyor

Rapor, uluslararası medya sürdürülebilirliği ölçütlerinin Türkiye gibi baskının ve belirsizliğin yoğun olduğu ülkelerde yetersiz kaldığını savunuyor. Buna göre “yaşayabilirlik”, yalnızca gelir-gider dengesiyle ölçülemez. Editoryal bağımsızlık, etik tutarlılık, kurumsal öğrenme ve okur güveni, ekonomik göstergeler kadar belirleyici.

Türkiye’de bağımsız medya, çoğu zaman ayakta kalabilmek için kendi önceliklerini ve çalışma biçimlerini sürekli yeniden müzakere etmek zorunda kalıyor. Bu süreç, raporda “doğaçlama” kavramıyla tanımlanıyor: Krizlere verilen yaratıcı ama çoğu zaman geçici yanıtlar.

Doğaçlamadan stratejiye

Araştırma, karamsar bir tablo çizmekle yetinmiyor; aynı zamanda farklı aktörlere yönelik yapıcı öneriler de sunuyor. Rapora göre bağımsız medya kuruluşları için asıl ihtiyaç, gelir çeşitliliğini rastlantısal değil stratejik biçimde ele almak. Okurla daha şeffaf, katılımcı ve uzun soluklu ilişkiler kurmak; algoritmalara bağımlılığı azaltacak alternatif dağıtım yolları geliştirmek, bu stratejinin temel taşları arasında yer alıyor.

Yerel sivil toplum kuruluşları ve medya destek örgütleri için rapor, hukuk, teknoloji, veri analizi ve iş geliştirme alanlarında ortak altyapıların önemine işaret ediyor. Bu tür kolektif mekanizmalar, tek tek haber odalarının taşıyamayacağı yükleri paylaşmayı mümkün kılabilir.

Uluslararası fon sağlayıcılar ve bağışçılar açısından bakıldığında ise rapor, kısa vadeli ve çıktı odaklı proje desteklerinin sınırlarına dikkat çekiyor. Uzunoğlu ve Çevik’e göre, bağımsız medyanın gerçek anlamda güçlenebilmesi için esnek, çok yıllı ve kurumsal kapasiteyi önceleyen finansman modellerine ihtiyaç var.

Neden önemli?

Rapora göre Türkiye’de bağımsız gazeteciliğin yaşadığı kriz, yalnızca medya sektörünün iç meselesi değil. Bu kriz, kamusal tartışma alanını, kolektif hafızayı ve toplumun doğru bilgiye erişim hakkını doğrudan etkiliyor. Gazeteciliğin ayakta kalma mücadelesi, aynı zamanda demokratik kamunun asgari bilgi altyapısının da mücadelesi anlamına geliyor.

Bu yönüyle çalışma, yalnızca gazeteciler için değil; akademisyenler, politika yapıcılar ve medya destekçileri için de güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’de bağımsız medyanın geleceği, raporun da işaret ettiği gibi, artık “istikrarın” değil, tasarlanmış dayanıklılığın meselesi.

Raporun tamamına erişmek için tıkla

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Türkiye’de Bağımsız Gazetecilik Artık Hayatta Kalma Mücadelesi
+ - 0
Haber bültenimize abone olun ve tüm haberlerden anında haberdar olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

NE Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.